Nüfus  2158265
Yüzölçümü  20723,00
Rakım  43,00
Plaka Kodu  07
Telefon Kodu  242

Antalya’nın Kısa Tarihçesi

Anadolu Yarımadası’nın güneybatı ucunda yer alan ve Antalya Körfezi’ni kuşatan Batı Toroslar’ın güneye bakan yamaçlarından patlayarak Kırkgöz Gölü’nü oluşturan kaynakların çevresindeki bir dizi mağara, tarih öncesi çağlardan günümüze haberler verir, hikâyeler anlatır.

Antalya kent merkezinin 25 kilometre kuzeyinde deniz seviyesinden 500-600 metre yükseklikteki bu mağaralarda sürdürülen kazılarda ele geçen buluntular, salt Anadolu’nun değil, insanoğlunun derin geçmişini de gözler önüne seren bir tarih şeridi işlevi görür. Bu mağaraların en dikkate değer olanı Karain Mağarası’dır.

Döşemealtı ilçesine bağlı Yağca köyünün sınırları içindeki Kırkgöz Gölü kaynaklarının hemen üstündeki yamaçta yer alan Karain Mağarası, insanoğlunun uygarlık yolculuğunun her evresinde ev sahipliği yapmıştır. Karain Mağarası’ndaki insan izleri; yüz binlerce yıl geriye, Eski Taş Çağı’na kadar gider. Eski Taş Çağı ile başlayan süreç, Orta Taş, Yeni Taş (Neolitik), Bakır Taş (Kalkolitik), Tunç (Bronz) ve daha sonraki çağları aydınlatan bir özelliğe sahiptir.

Antalya, Pamfilya’nın en son kurulan kentidir. M.Ö. 190 yılındaki Magnesia Savaşı galipleri olan Roma-Bergama Birliği ile mağlup Seleukoslar arasında yapılan antlaşmaya göre bölgedeki kentlerle teslim koşullarını görüşmek üzere Romalı Komutan Manlius Vulso, yanında Bergama Kralı II. Eumenes’in ileride II. Attalos olarak Bergama tahtına geçecek olan kardeşi olduğu halde bölgeye gelir. Galiplerin temel amacı, Akdeniz’in gözde limanı Side’yi ele geçirmektir ki  bu gerçekleşmez. II. Attalos, M.Ö. 159’da Bergama Kralı olunca ele geçiremediği için hayıflandığı Side’nin yerine bir liman kenti kurmaya karar verir. Ve su kaynağı bol, limanı kum tutmayan, rüzgâra kapalı bugünkü Antalya’da karar kılar. Kente Attalos’un adından, Attaleia adı verilir. Çevresi çok geçmeden surla örülen liman kenti Attaleia hızla gelişmiştir.

Kuruluş ve sonrasına ait eserlerin tamamı limanı kuşatan surların içindedir. Daha sonraki devirlerde sur dışına taşan kentte, kuruluşundan günümüze Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait önemli bölümü kullanılır durumda olan çok sayıda özgün eser varlığını sürdürmektedir.

Cumhuriyet Dönemi

Türkiye Cumhuriyeti, I. Dünya Savaşı’nda yenilen Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden doğar. Anadolu halkının, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verdiği Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ardından 1923 yılının Ekim ayında ilan edilen Cumhuriyet, çağdaş uygarlık düzeyine varma yolunda başarıyla ilerleyerek bugüne gelir.

Cumhuriyetle birlikte sağlanan eğitimden sağlığa, kara/hava/deniz ulaşımından modern kentçiliğe uzanan, her biri çağdaş yaşamın vazgeçilmez unsuru olan yaşam değerlerinden Anadolu’nun uzak yakın her köşesi gibi Antalya ve çevresi de payını alır.

Sağlık, her türlü mühendislik, mimari, karayolculuk, iletişim, güzel sanatlar gibi alanlarda sağlanan gelişmeler sayesinde Türkiye, Atatürk’ün öngördüğü çağdaş uygarlık hedefinde hak ettiği yere doğru güvenle ilerlemektedir.

Cumhuriyet döneminde, tarım alanında geliştirilen yöntemler, iyileştirilen tohum türleri ve bir sular ülkesi olan Pamphylia’da sağlanan yetkin sulama sayesinde artan verimlilik bölgenin refahına olumlu etki yapmış, Antalya’nın ülke ekonomisindeki payı yükselmiştir.

Antalya il sınırlarından denize dökülen yüksek debiye sahip akarsular üzerinde kurulan sulama amaçlı barajların yanında, enerji üretimi için kurulan büyük ölçekli barajlar, Türkiye’nin enerji üretimine önemli katkı sağlar.

Antalya ili Anadolu’nun güneybatısında yer almaktadır. Yüzölçümü 20.723 km² olup, Türkiye yüzölçümünün %2.6’sı kadardır. Antalya ili Türkiye’nin güneybatısında 29° 20’-32°35’ doğu boylamları ile 36° 07’-37° 29’ kuzey enlemleri arasındadır.

İlin kara sınırlarını Toros Dağları meydana getirmektedir. İlin güneyinde Akdeniz, doğusunda Mersin, Konya ve Karaman, kuzeyinde Isparta ve Burdur, batısında ise Muğla illeri vardır.

İl arazisinin ortalama olarak %77.8’i dağlık, %10.2’si ova, %12’si ise engebeli bir yapıya sahiptir. İl, doğal ve kültürel coğrafya özellikleri bakımından büyük bir zenginliğe sahiptir.

Antalya’nın kıyı kesimlerinde yazları sıcak, kışları ılık geçen Akdeniz iklimi hâkimdir. Yazın kurak geçmesine karşılık diğer mevsimlerde oldukça fazla yağış görülür ve yıllık yağış ortalaması 331,5 milimetreyi bulur. Sıcaklık ise kış ortalaması olarak 10,1 ve yaz ortalaması olarak da 28,2 derece civarındadır. Bunlarla birlikte kışın ısının —4,6 dereceye kadar düştüğü, yazın ise 44,6 dereceye kadar yükseldiği görülmüştür.

Kaynakça: Antalya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. (2012). Dünden Bugüne Antalya Cilt I . Antalya: Antalya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Akseki

Eski adı Marla olan Akseki, Manavgat Irmağı’nın doğusunda yer alır. Kuzeyindeki Konya Ovası sınırındaki köyler ile deniz kıyısındaki Manavgat İlçesi sınırları içindeki köyler, yaz aylarında Akseki dağlarına, yaylaya çıkarlar. Antik Çağ’dan günümüze varlığını sürdüren Alanya ve bir ölçüde Side/Manavgat yöresini İç Anadolu’ya bağlayan ticaret yolunun içinden geçtiği Akseki, gelişmiş çevre ve yaşam kültürünü bu konumuna borçludur.

Aksu – Kundu

Aksu, Antalya’nın en yeni ilçelerinden biridir. Büyükşehir belediyesi sınırları içinde yer alan 4 ilçeden biri olan Aksu, adını doğusundaki Serik İlçesi ile sınır çizen Aksu (Kestros) Irmağı’ndan alır. Kuzeydeki Toros eteklerinden denize uzanan ilçe toprakları göçebe Türkmen oymaklarının yerleşip, köyleştiği coğrafyadır.

Sınırları içinde, Pamfilya’nın ünlü kendi Perge’nin yer aldığı Aksu’nun, deniz sahilindeki Kundu köyü çevresinde hizmete giren tesisler, ilçeyi geleneksel tarım odaklı yapısının yanında tarih ve turizm ile tanınan bir yerleşme haline getirmiştir.

Aksu sınırları içindeki turizm bölgesindeki modern kent yapılanması, öteden beri bir yol üstü yerleşmesi olan ilçe merkezini olumlu etkilemiş böylece; gerçekleştirilen yatırımlarla modern bir kent kimliğine kavuşturmuştur.

Alanya

Antalya Körfezi’nin doğu ucunda, bugün her ulustan insanın sürekli yaşam alanı olarak seçtiği Alanya, aslında bir korsan kenti olarak kurulmuştu. Akdeniz’in gözü kara korsanı Tryphon, sıkıştığında sığınacağı bir kale yapmaya karar verdiğinde en iyi yerin, anakaraya ince bir toprak parçasıyla bağlı bulunan, bugün adı Alanya Kalesi olan kayalık yarımadadan daha uygun bir yer olmadığını gördü. Ve vakit geçirmeden kalenin yapımına girişti. M.Ö I. yüzyılın ortalarına doğru, Roma’nın bölgedeki egemenliğini tehlikeye düşüren korsan faaliyetleri, tarihin ünlü olarak kaydettiği komutanların ısrarlı takipleri sonucunda önlenebildi. 13. yüzyıl başlarında Selçuklular tarafından ele geçirilen Alanya, Selçuklu sultanlarının kış aylarını geçirdikleri başkent olarak kullanıldı.

Antalya – Merkez

Uygarlık yoluna, tüm dünyada en eski insan yerleşmelerinden biri sayılan Karain Mağarası ile çıkan Antalya yöresi, uygun iklim koşulları, zengin bitki ve hayvan varlığı, bölgenin uzak yakın ötelerinden gelen kültürlere ev sahipliği yaptı. Anadolu’nun güneybatısında bugün kendi adıyla anılan Antalya Körfezi’nin antik çağdaki adı Pamfilya Körfezi idi. Antalya, körfez çevresindekiSide, Aspendos, Perge, Phaselis gibi kentlerden çok sonra kurulmasına karşın, korunaklı limanı ve iç bölgelere görece kısa ve kolay ulaşım sağlayan dağ geçitleri gibi doğal avantajları sayesinde hızla gelişti.

Demre

Bugün adı Demre olan Myra, Ege ile Akdeniz’in kavuşum yerinde liman ve kült merkezi olarak büyük bir üne sahipti. Kuzeydeki dağlardan inen irili ufaklı akarsular Myros Kanyon’unda (Demre Çayı) birleşir ve denize ulaşır. Demre’nin üzerinde kurulduğu düzlük alan, hesaplanamayan uzun bir geçmişten bu yana Myra kanyonunun içinden akıp gelen taştan, kumdan, topraktan oluşmuştur. Düzlüğün doğu ucunda, uzak, çok uzak ötelerden gelen balıkların yumurta bıraktıkları, geniş durgun suyun olağanüstü bir peyzaj oluşturduğu Dalyan yer alır. Düzlüğün batı ucunda Kokarçay’ın ağzında antikçağın ünlü liman kenti Andriake, kuzey ucunda ise antik Myra yer alır.

Elmalı

Likya(Teke) Yarımadası’nın kuzeyinde yer alan Elmalı, sahip olduğu su kaynakları, ekilebilir geniş tarım alanları ve dağlarının, Akdeniz’in en değerli ağacı olarak bilinen sedir ormanları ile kaplı oluşu sayesinde antikçağdan günümüze, sürekli iskan gören yerlerden biridir. Elmalı’nın güneydoğusundaki Bozhöyük ve güneybatısındaki Hacımusalar Höyük’te yapılan kazılar, salt bölgenin değil, Anadolu’nun dip tarihinden haber vermektedirler. Elmalı’nın doğusunda yer alanBayındır Köyü yakınlarındaki tümülüslerde yapılan kazıların, Friglere ait oldukları savlanan eserler vermesi, arkeoloji dünyasında heyecan yaratan hoş bir sürpriz olarak karşılandı. Tümülüslerin güneyindeki Gökpınar’da bulunan Elmalı Definesi bölgenin bilinen tarihine yeni yorumlar getirdi. Günümüzde giderek gelişen sosyo-ekonomik yapısı ile tarihin derinliklerinden bu yana kesintisiz iskân gören bölgenin merkezi olarak Elmalı coğrafyası, gözlenip okunabilen canlı bir tarih şeridi özelliğindedir.

Finike

Finike İlçesi, yakın zamanlara kadar kuzeydeki ünlü üretim ve yaşam alanı Elmalı’nın iskelesiydi. Yarım asır öncesine kadar sivrisineğin ve sıtmanın kasıp kavurduğu Finike, ancak kış aylarında oturulabilen bir sahil kasabasından ibaretti. Kumluca ile birlikte paylaştığı küçük kıyı düzlüğündeki Finike bugün, gelişmiş bir kıyı yerleşimidir. Bu şirin ilçe, tam donanımlı marinası ile her ulustan teknenin güvenle palamar bağladığı bir liman haline gelmiştir.

Finike, antikçağın tanrısı Apollon, Hıristiyan dünyasının azizi Nicholas’ı (Noel Baba’sı) ile; Müslümanlığın önemli bir dalı olan Bektaşiliğin saygın kimliği Abdal Musa kült merkezinin yer aldığı Elmalı ve doğusundaki turizm merkezi Kemer yöresi ile aynı coğrafi daire içinde yer alır.

Gazipaşa

Antalya Körfezi’nin doğu ucundaki Gazipaşa, çevresi tarih ve coğrafi değerler bakımından oldukça zengindir. Bugün sahilden üç kilometre içeride, alüvyon düzlükte bulunan Gazipaşa İlçesi, Antik Çağ’da Selinus olarak bilinen ünlü bir liman kentiydi. Roma’nın ünlü imparatoru Traianus, Doğu seferi sırasında hastalanması üzerine Roma’ya dönüşü sırasında uğradığı Selinus’ta ağırlaşmış ve burada ölmüştür. Kent bu nedenle, bir dönem Traianapolis olarak anılmıştır.

Gündoğmuş

Gündoğmuş İlçesi, Antalya Körfezi’nin doğu bölümündeki Toros Dağları’nın deniz eşiğinde yer alan İbradı ve Akseki ile aynı yüksekliktedir. Büyük bölümü, antikçağdaki adı İsaurya olan bölgenin sınırları içinde yer alan Gündoğmuş çevresi, kıyılarda Alanya merkezli korsanlık faaliyetlerinden elde edilen servetlerin iç bölgelerdeki merkezlere taşındığı, işlek olamayan yol güzergâhlarının geçtiği bölgeydi. Bu güzergâhlar üzerindeki çok sayıda kale ve küçük kent kalıntısı, bu savı doğrulayan bir tür delil olarak kabul edilmektedir.

İbradı

Kapladığı alan bakımından Antalya’nın en küçük ilçesi olan İbradı, sahip olduğu doğal çevre ve kültür varlığı açısından dikkate değer özelliklere sahiptir. Bu küçük yaşam çevresi, Osmanlı adalet örgütüne ünü sınırları aşmış birçok hukuk ve devlet adımı yetiştirmesiyle ünlüdür. Yüksek gelir elde eden sakinlerini, kazançlarının bir bölümü ile İbradı’ya yaptırdıkları konaklar, çeşmeler, camiler, bakımlı sebze ve meyve bahçeleri varlıklarını; bu üretim esasında gelişen kültür etkisini günümüzde de sürdürmektedir.

Kaş

Antalya Körfezi’nin batısındaki eski Likya, günümüz Teke Yarımadası’nın çok sayıda turizm merkezlerinden biri de antik çağdaki adı Antiphellos olan bugünkü Kaş’tır. Yakın zamana kadar, denizden birden yükselen dağların kıyısında sıkışmış gibi duran küçük liman kasabası Kaş, bugün her ulustan yabancı turistin tercih ettiği, altyapısı tamamlanmış temiz ve sevimli bir tatil yöresidir. Merkezi ve Batı Likya arasındaki Kaş, sahili bir baştan bir başa eşsiz bir doğal manzara içinde kat eden iyi bir karayolu ile Antalya ve Muğla illerine bağlanırken, kuzeye tırmanan başka yollarla da iç kesimlerdeki Elmalı, Korkuteli gibi üretim merkezleri üzerinden Orta Anadolu’ya bağlanmaktadır.

Kemer

Kemer, Antalya Körfezi’nin batısında, kuzey-güney doğrultusunda uzanan kıyı şeridindeki Beldibi, Göynük, Kiriş, Tekirova gibi yüksek yıldız sayısına sahip konaklama tesislerinin yer aldığı Güney Antalya Turizm Projesi’nin merkezindedir. Körfezin batısındaki kıyıda sıralı kumsalların hemen gerisinde yükselen sert yapılı dağların eteğinde kurulu köylerin adını taşıyan Kemer ve çevresindeki turizm merkezleri, bugün yüz bin dolayında belgeli yatak, sayıları yıldan yıla artan her ulustan konuğa kaliteli tatil hizmeti vermektedir.

Korkuteli ve Çevresi

Elmalı gibi geniş ve verimli bir üretim çevresine sahip olan Korkuteli, tarihin Istanos olarak bildirdiği antik Pisidia kentinin bulunduğu yerde gelişti. Çevresinde çok sayıda antik yerleşmenin yer aldığı bölgenin kuzeybatısındaki Lagbe(Kırkpınar/Kemer) bir dönem Roma imparatorlarının özel mülkü statüsündeydi ve para basma yetkisine sahip ender kentlerden biriydi. Korkuteli ve çevresi 11.yüzyıldan itibaren bölgede görünen göçebe Türkmen’in en çok rağbet ettiği coğrafya olmuştur. Geçtiğimiz yıllarda onarımdan geçirilerek kültür envanterine kazandırılan Sinaneddin Medresesi ve ikiyüz metre kuzeyindeki Alaaddin Camisi, Selçuklu döneminden günümüze kalan önemli eserlerdir.

Kumluca

Kumluca ve Finike İlçesi, yakın zamanlara kadar kuzeydeki ünlü üretim ve yaşam alanı Elmalı’nın iskelesiydi. Yarım asır öncesine kadar sivrisineğin ve sıtmanın kasıp kavurduğu Kumluca, ancak kış aylarında oturulabilen bir sahil kasabasından ibaretti. Finike ile birlikte paylaştığı küçük kıyı düzlüğündeki Kumluca ve Finike bugün, gelişmiş bir kıyı yerleşimidir. Bu şirin ilçe, tam donanımlı marinası ile her ulustan teknenin güvenle palamar bağladığı bir liman haline gelmiştir.

Kumluca ve Finike, antikçağıntanrısı Apollon, Hıristiyan dünyasının azizi Nicholas’ı ( Noel Baba’sı ) ile; Müslümanlığın önemli bir dalı olan Bektaşiliğin saygın kimliği Abdal Musa kült merkezinin yer aldığı Elmalı ve doğusundaki turizm merkezi Kemer yöresi ile aynı coğrafi daire içinde yer alır.

Manavgat

Akdeniz kıyılarının önemli akarsularından bir olan Manavgat Irmağı, denize ulaşmadan önce geçtiği Manavgat İlçesi’ni ikiye böler. Bütün tarihi boyunca ilk köprüye Cumhuriyet döneminde kavuşan Manavgat’ın köylerinin yayla dağılımını da bu ırmak belirler. Köy ırmağın hangi yakasındaysa, yaylası da o yakadadır.

Serik – Belek

Antalya’nın merkeze en yakın ilçelerinden biri olan Serik, sahip olduğu doğal ve tarihi çevre etrafında gelişen turizm sayesinde yıldızı hızla parlayan bir tatil yöresi haline gelmiştir. Serik’in güneybatısındaki Belek Kumsalı boyunca uzanan kızılçam ormanının gölgelediği olağanüstü doğayı içine alan Turizm Bölgesi’nde inşa edilen konaklama tesislerinin, orman dokusuyla uyumlu olması yöreye olan ilgiyi arttıran önemli nedenlerden biridir. Doğa ile sporun içiçe olduğu golf sayesinde Belek yöresi, kısa sürede bu sporun dünyaca ünlü yıldızlarının boy gösterdiği golf merkezlerinden biri olmuştur.

Side

Side, antikçağda salt Pamfilya’nın değil, tüm Akdeniz’in en önemli liman kentidir. Bir yarımada üzerinde kurulmuş olan Side’de görkemli tiyatro, agora (pazar alanı), anıtsal çeşme, bugün müze olarak kullanılan hamam kalıntıları ile bir bölümü günümüze kalan surlar ve sütunlu cadde; ve elbette kente 30 kilometre uzaktan, Melas (Manavgat Irmağı) kaynaklarından su getiren devasa su kemerlerinin bir bölümü varlığını korumaktadır. Yarımadanın güneydoğu ucunda yer alan, çevresi düzenlenen ve birkaç sütunu ayağa kaldırılarak restore edilen Apollon Tapınağı, çeşitli anma etkinliklerine ve konserlere ev sahipliği yapmaktadır. Kentin simgesi, bastırdıkları paralara ve taşlara kazıdıkları “nar” meyvesiydi. Kaynaklar Side Limanı’nın kum dolmasıyla, sık sık işlemez hale geldiğini; temizlenmesinin büyük sorun yarattığını yazmaktadır. Öyle ki antikçağda işi olur olmaz bozulanlara söylenen “senin işin Side limanına döndü” sözü ünlüydü. Side M.Ö 4.yüzyılın ikinci yarısında bölgeye giren Büyük İskender’e direnmedi, güçlü kralın istediği her şeyi verdi. Kaynaklar, istekleri kabul edilen İskender’in Aspendos yönüne doğru döndüğünü yazar. Side halkı, Kartacalı ünlü General Hannibal’in, M.Ö 190’lı yılların başlarında Romalılar adına savaşan Rodoslulara karşı Side önlerinde yaptığı ve kaybettiği deniz savaşını da görmüştü.

Denizyolu

Antalya İli sınırları içinde Kaleiçi Yat Limanı (Merkez) Çelebi Marina (Konyaaltı), Kaş Setur Yat Limanı, Finike Setur Yat Limanı, Kemer Türkiz Yat Limanı, Alanya Yat Limanı ve Sıçan Adasına Yapılan  Yeni Liman bulunmaktadır. Bu yat limanlarından düzenli gemi seferleri bulunmamakla beraber yaz aylarında Alanya Yat Limanından Kıbrıs’a seferler düzenlenmektedir. Ayrıca Antalya – Kemer arası 9:00 ve 17:00 saatleri arasında deniz otobüsü seferleri vardır.

Havayolu

İlimizi yılda yaklaşık 11 milyon turist ziyaret etmektedir. Bu turistlerin % 99’u havayolunu kullanmaktadır. Antalya Merkezinde ve Gazipaşa İlçesinde olmak üzere 2 adet uluslarası uçuşlara açık havalimanı mevcuttur. Bu havalimanlarından ülkemizin de birçok şehrine uçuşlar mevcuttur. Antalya Havalimanı şehir merkezine 10 km. mesafede olup, ulaşmak için belediye otobüsleri ve taksiler mevcuttur.

Fraport IC İçtaş Antalya Airport Terminal Antalya Havalimanı 1. Dış Hatlar Terminali 07230

Antalya Telefon: +90 (242) 444 7 423

Faks: +90 (242) 3303648

E-mail: info@icfairports.com

Gazipaşa Havalimanı TAV Gazipaşa Yatırım Yapım ve İşletme A.Ş. Antalya Gazipaşa Havalimanı 07900 Gazipaşa/Antalya /Türkiye

Telefon: 242 582 71 26 – 7 242 582 74 26 – 7

Faks : 242 582 7575

Web : www.gzpairport.com

Email : gazipasa@tav.aero

Karayolu

Antalya’ya karayoluyla Kemer, Aksu, Korkuteli ve Yeşilbayır istikametlerinden ulaşılabilir. Antalya Karayolu bağlantıları D650 Antalya-Afyon Karayolu, D645 Çevre Yolu, D685 Antalya-Isparta Karayolu, D400 Kemer-Antalya-Alanya yollarıdır. Antalya’nın Ankara’ya uzaklığı 544 km, İstanbul’a uzaklığı ise 718 km’dir. Antalya sahip olduğu karayolu şebekesiyle Türkiye’nin her noktasına ulaşabilme imkânına sahiptir. İç Anadolu ve Ege bölgeleriyle irtibatını sağlayan yollar yeterli olup her mevsim ulaşıma uygundur. Beydağları-Akdağlar arasındaki yüksek yayla Antalya’yı-Korkuteli-Elmalı üzerinden Kaş-Fethiye ve Finike’ye bağlar. Yayla yolu Antalya’yı Fethiye’ye bağlayan 300 km.lik sahil yolundan yaklaşık 100 km. daha kısadır. Bu yol Isparta ile Burdur’u da güneye bağlar. Ayrıca Çavdır Acıpayam-Denizli güzergâhıyla Ege Bölgesi’ne ulaşımı sağlar. Araştırma sahasını İzmir’e bağlayan (Korkuteli-Denizli-Aydın üzerinden) yeni açılan yol ise Türkiye’nin üçüncü nüfusça büyük ilinin ülkenin en önemli turizm merkezi ile irtibatını sağlayan en kısa karayolu olma özelliğindedir. Antalya’nın karayolu ulaşımında ana arteri, Antalya- Burdur (veya Isparta)-Afyon hattıdır. Bu güzergâh Türkiye’nin en büyük üç ilinden gelen yolları kendinde toplar. Afyon-Bilecik-Adapazarı yoluyla İstanbul’a, Afyon-Uşak yoluyla İzmir’e ve Afyon-Polatlı hattıyla Ankara’ya bağlantı sağlanır. Antalya’yı İç Anadolu’ya bağlayan ikinci bir güzergâh, Antalya- Manavgat-Akseki-Seydişehir-Konya güzergâhıdır ki; Kapadokya’ya ulaşılır. Böylece araştırma sahası kuzeybatısındaki Denizli, Pamukkale ve kuzeydoğusundaki Ürgüp, Nevşehir turizm merkezleriyle irtibatlanmıştır. Antalya doğusundaki Mersin, Adana ve Hatay ile batısındaki Muğla’ya hemen hemen kıyıya paralel uzanan yollarla bağlanır.

Antalya Şehirlerarası Terminal İşletmeciliği Yenidoğan Mahallesi Dumlupınar Bulvarı Kepez / Antalya Telefon: 0 242 331 12 50 – 55

www.antalyaotogar.com.tr

iletisim@antalyaulasim.com.tr

Türkiye Kültür Portalı’nın hazırlamış olduğu “Haritada Keşfet” sayfası ile Antalya’ya ait kapsamlı bilgi alabilirsiniz. Haritada keşfet web sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.