ENFLASYON %30’UN ALTINA GERİLEDİ, MALİYET BASKILARI SÜRÜYOR

Eylül 2026’da tüketici enflasyonu aylık %1,84 artarken yıllık TÜFE %29,73’e geriledi. Yılın ilk dokuz ayında fiyat artışı %24,32’ye ulaşırken, on iki aylık ortalamalara göre artış %31,49 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyondaki gerilemeye karşın enerji, ulaştırma ve hizmet maliyetlerindeki yüksek seyir, turizm işletmeleri açısından maliyet ve rekabet dengesini gündemde tutuyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Eylül 2026 verilerine göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), bir önceki aya göre %1,84, Aralık 2025’e göre %24,32, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,73 ve on iki aylık ortalamalara göre %31,49arttı.

Yıllık enflasyonun %30 seviyesinin altına gerilemesi dezenflasyon sürecinin devam ettiğine işaret ederken, aylık fiyat artışlarının seyri maliyet baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

KONUT VE ULAŞTIRMA ENFLASYONUN ÜZERİNDE

En yüksek ağırlığa sahip harcama grupları incelendiğinde yıllık fiyat artışı konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %39,99, ulaştırmada %35,10, gıda ve alkolsüz içeceklerde %27,62 olarak gerçekleşti.

Bu grupların yıllık enflasyona katkıları sırasıyla gıda ve alkolsüz içeceklerde 6,73 puan, ulaştırmada 5,96 puan, konut grubunda ise 4,84 puan oldu.

Aylık bazda ise ulaştırma fiyatları %2,79, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar %2,71 artarken, gıda ve alkolsüz içeceklerde %0,20 düşüş kaydedildi.

Bu görünüm özellikle enerji, ulaşım ve operasyonel giderlerin önemli bir maliyet unsuru oluşturduğu turizm işletmeleri açısından dikkat çekiyor.

ÇEKİRDEK ENFLASYON %30’UN ALTINDA

Özel kapsamlı TÜFE göstergeleri de yıllık enflasyondaki gerilemenin daha geniş bir zemine yayıldığını gösterdi.

İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç hesaplanan B göstergesi, eylülde aylık %2,01, yıllık %29,00 arttı.

Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler, tütün ürünleri ve altın hariç hesaplanan C göstergesinde ise aylık artış %2,14, yıllık artış %28,70 oldu.

Mevsimlik ürünler hariç TÜFE yıllık %31,91 artarken, yönetilen-yönlendirilen fiyatlar hariç TÜFE’de yıllık değişim %28,10 olarak gerçekleşti.

B ve C göstergelerinin yıllık bazda %30’un altında bulunması dezenflasyon görünümünü desteklerken, her iki göstergede aylık artışın %2’nin üzerinde gerçekleşmesi fiyatlama davranışlarının yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

ÜRETİCİ VE HİZMET MALİYETLERİ DE ÖNEMLİ

Maliyet görünümünün diğer tarafında üretici fiyatları bulunuyor. Eylül 2026’da Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) aylık %2,07, yıllık %27,38 arttı.

Üretici fiyatlarındaki yıllık artışın tüketici enflasyonunun altında kalması maliyet görünümü açısından önemli bir gösterge olurken, turizm gibi hizmet yoğun sektörlerde yalnızca mal fiyatlarının değil, hizmet maliyetlerinin seyri de belirleyici olmaya devam ediyor.

Son açıklanan ağustos verilerine göre Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) yıllık %33,29, aylık %2,87 artış gösterdi. Hizmet üretici fiyatlarının genel enflasyonun üzerinde seyretmesi; dış hizmet alımları, bakım, lojistik ve diğer operasyonel giderler açısından turizm işletmelerinin maliyet yapısında baskının sürdüğüne işaret ediyor.

TURİZM AÇISINDAN MALİYET–REKABET DENGESİ

Eylül verilerinin genel görünümü, yıllık enflasyonda düşüş sürerken işletme maliyetlerindeki normalleşmenin aynı hızda gerçekleşmediğini ortaya koyuyor.

Turizm açısından bu ayrışma daha da önem kazanıyor. Türkiye’de faaliyet gösteren konaklama işletmeleri bir taraftan enerji, ulaştırma, iş gücü, gıda, bakım ve hizmet maliyetlerini yönetirken, diğer taraftan fiyatlarını uluslararası rekabet koşulları içerisinde belirlemek durumunda.

Özellikle 2027 sezonuna ilişkin kontratların ve işletme bütçelerinin şekillenmeye başladığı dönemde, maliyetlerin seviyesi kadar öngörülebilirliği de sektör açısından önem taşıyor.

KAVALOĞLU: “MALİYET–REKABET DENGESİNİ KORUMALIYIZ”

Eylül enflasyon verilerini değerlendiren AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, yıllık enflasyonun %30’un altına gerilemesinin olumlu olduğunu ancak turizm işletmelerinin maliyet yapısındaki baskıların devam ettiğine dikkat çekti.

Kavaloğlu, “Enflasyondaki aşağı yönlü seyri ve yıllık oranın %30’un altına gerilemesini olumlu değerlendiriyoruz. Ancak turizm işletmeleri açısından yalnızca manşet enflasyona değil, maliyetlerimizin hangi alanlarda ve hangi hızda değiştiğine bakmamız gerekiyor. Enerji, ulaştırma, iş gücü, gıda, bakım ve hizmet alımları işletmelerimizin maliyet yapısında önemli bir ağırlığa sahip” dedi.

Turizmin doğrudan uluslararası rekabet içerisinde faaliyet gösterdiğini vurgulayan Kavaloğlu, maliyet artışlarının satış fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılmasının mümkün olmadığına dikkat çekerek şöyle devam etti:

“Antalya, Akdeniz’in güçlü turizm destinasyonlarıyla aynı pazarlarda rekabet ediyor. Maliyetlerde yaşanan her artışı fiyatlara yansıtamıyoruz; çünkü fiyatı yalnızca bizim maliyetlerimiz değil, uluslararası pazar koşulları ve ziyaretçinin alternatifleri de belirliyor. Bu nedenle sektörümüz açısından temel mesele, maliyet artışları ile uluslararası rekabet gücü arasındaki dengeyi koruyabilmek.”

2027 sezonu hazırlıklarında öngörülebilirliğin önemine işaret eden Kavaloğlu, “Turizmde kontratlar ve fiyatlar aylar öncesinden belirleniyor. Enflasyondaki gerilemenin işletme maliyetlerine de yansıması ve maliyetlerin daha öngörülebilir hale gelmesi, sektörümüzün doğru fiyatlama yapabilmesi açısından son derece önemli. Önümüzdeki dönemde yalnızca ziyaretçi sayısını değil; kişi başı geliri, geceleme gelirini, sezonun uzamasını ve yarattığımız katma değeri artırmaya odaklanmalıyız. Hizmet kalitemizden ödün vermeden daha yüksek değer üreten bir turizm modeli, Antalya’nın uluslararası rekabet gücünü korumasının temel unsurlarından biri olacaktır”değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: TÜİK – Eylül 2026 TÜFE, Yİ-ÜFE ve özel kapsamlı TÜFE göstergeleri

Paylaşın :

Diğer Haberler