KÜRESEL TURİZM 12 TRİLYON DOLARLIK EŞİĞE İLERLİYOR

WTTC’nin 2026 Ekonomik Etki Araştırması, seyahat ve turizm sektörünün küresel ekonomiden daha hızlı büyümeyi sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Sektörün dünya ekonomisine katkısının 2026 yılında 12 trilyon dolara ulaşması beklenirken, önümüzdeki on yılda turizmde rekabetin yatırım, bağlantı, yeni kaynak pazarlar ve kamu-özel sektör iş birliği ekseninde şekillenmesi öngörülüyor.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin (WTTC) son Ekonomik Etki Araştırması, küresel turizmin pandemi sonrası toparlanma dönemini geride bırakarak yeni bir büyüme evresine geçtiğine işaret ediyor.

2025 yılında seyahat ve turizm sektörünün küresel ekonomiye katkısı yüzde 4,1 artarak 11,6 trilyon dolara ulaştı. Böylece sektör dünya ekonomisinin yüzde 9,8’ini oluştururken, küresel ekonomideki yüzde 2,8’lik büyümenin de üzerinde performans gösterdi. Turizm aynı dönemde dünya genelinde 366 milyon istihdamı destekledi.

Uluslararası seyahat talebi de tarihi seviyelere çıktı. 2025 yılında uluslararası gecelemeli ziyaretçi sayısı yüzde 5,6 artışla 1,54 milyara ulaşırken, bir yılda 82 milyon ilave uluslararası seyahat gerçekleşti. Uluslararası ziyaretçi harcamaları ise 2 trilyon dolara ulaştı.

2026’DA 12 TRİLYON DOLARLIK TURİZM EKONOMİSİ

WTTC, jeopolitik risklere rağmen küresel turizmin 2026 yılında da dünya ekonomisinin üzerinde büyümesini bekliyor.

Seyahat ve turizmin küresel GSYH katkısının 2026’da yüzde 3,2 büyüyerek 12 trilyon dolara ulaşması öngörülüyor. Aynı dönemde dünya ekonomisindeki büyüme beklentisi ise yüzde 2,4 seviyesinde.

Bölgesel görünümde 2026’nın en güçlü büyümesinin yüzde 5,4 ile Asya-Pasifik ve Afrika’da gerçekleşmesi bekleniyor. Avrupa için yüzde 3,6, Orta ve Güney Amerika için yüzde 4,1 ve Kuzey Amerika için yüzde 2,3 büyüme tahmin ediliyor. Orta Doğu’da ise mevcut jeopolitik koşullar nedeniyle yüzde 14,5’lik daralma öngörülüyor.

2036’DA 17,1 TRİLYON DOLAR

Turizmin uzun vadeli görünümü ise sektörün küresel ekonomideki ağırlığının daha da artacağını gösteriyor.

WTTC’ye göre seyahat ve turizm ekonomisinin 2026–2036 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,6 büyümesi, 2036 yılında 17,1 trilyon dolara ve küresel ekonominin yüzde 11’ine ulaşması bekleniyor.

Aynı dönemde sektörün dünya genelinde yaklaşık 88,7 milyon yeni istihdamı destekleyeceği tahmin ediliyor.

AVRUPA’DA İSPANYA MODELİ ÖNE ÇIKIYOR

WTTC raporunda İspanya, Avrupa turizminin başarı örneklerinden biri olarak ayrıca ele alınıyor.

Seyahat ve turizmin İspanya ekonomisine katkısı 1996 yılında 131 milyar dolar seviyesindeyken, 2025 yılında 291 milyar dolara yükseldi. Turizmin ülke GSYH’sindeki payı yüzde 15,3’e ulaşırken, sektör ülkedeki her yedi istihdamdan birini destekliyor.

İspanya’nın 2025 yılında uluslararası ziyaretçilerden elde ettiği harcama 130 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. WTTC’ye göre bu rakam Türkiye ve Portekiz’in toplam uluslararası ziyaretçi harcamasından daha yüksek ve Avrupa’nın en yüksek seviyesi.

İspanya’nın performansının arkasında yalnızca ziyaretçi sayısındaki artış bulunmuyor. Ülke, turizmin sürdürülebilirliği, dijitalleşmesi ve destinasyon altyapısına AB toparlanma fonlarından 3,4 milyar euro kaynak ayırdı.

Aynı zamanda turizmin yıl geneline ve farklı bölgelere yayılmasını hedefleyen politikalar uygulandı. Rapora göre 2025 itibarıyla düşük sezondaki ziyaretçi artışı yüzde 27’ye ulaşarak yüksek sezondaki büyümenin yaklaşık üç katına çıktı.

Spain Tourism Strategy 2030 kapsamında ise 50 politikadan oluşan kapsamlı bir program yürütülüyor. İspanya özellikle Japonya, Çin, Orta ve Güney Amerika gibi uzak pazarlardan daha fazla ziyaretçi çekerek Avrupa pazarlarına olan bağımlılığını azaltmayı hedefliyor.

TURİZMDE YENİ REKABET ALANI: YATIRIM

WTTC verileri küresel turizm rekabetinde yatırımların da hızlandığını ortaya koyuyor.

Seyahat ve turizme yönelik küresel sermaye yatırımları 2025 yılında yüzde 8,5 artarak 1 trilyon dolar sınırını yeniden aştı. 2026 yılında yatırımların yüzde 5,9 daha büyümesi bekleniyor.

ABD, Çin, Hindistan ve Suudi Arabistan tek başlarına 2025 yılında küresel turizm yatırımlarının yaklaşık yarısını, 494 milyar doları, gerçekleştirdi.

ABD 245 milyar dolarlık yatırımla dünyanın en büyük turizm yatırım pazarı konumunu korurken, Çin 175 milyar dolarlık yatırımla ikinci sırada bulunuyor. Çin’in 2036 yılında yıllık turizm yatırımını 402 milyar dolara çıkararak ABD’yi geçmesi bekleniyor.
Hindistan’da ise turizm yatırımlarının 2036’ya kadar yıllık ortalama yüzde 7,9 büyüyerek 116 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.

REKABET ARTIK ZİYARETÇİ SAYISININ ÖTESİNDE

WTTC’nin ortaya koyduğu tablo, küresel turizm rekabetinin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde destinasyonların başarısını yalnızca kaç turist ağırladıkları değil; turizmden yarattıkları ekonomik değer, ziyaretçi harcaması, sezonun yıl geneline yayılması, kaynak pazar çeşitliliği, ulaşılabilirlik ve yatırım kapasitesi belirleyecek.

İspanya’nın turizmi ülke ekonomisinin yüzde 15,3’üne taşıması ve düşük sezondaki büyümeyi yüksek sezonun üzerine çıkarması, özellikle Akdeniz destinasyonları açısından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.

Türkiye açısından da güçlü konaklama altyapısı ve yüksek ziyaretçi hacminin yanında, kişi başına turizm gelirinin yükseltilmesi, uzak ve yüksek harcama potansiyeline sahip pazarlardaki payın artırılması, sezonun genişletilmesi ve turizm yatırımlarının yeni ürünlerle çeşitlendirilmesi önümüzdeki dönemin temel rekabet alanları olarak öne çıkıyor.

KAAN KAVALOĞLU: “YENİ DÖNEMİN REKABETİ HACİMDEN ÇOK YARATILAN DEĞER ÜZERİNDEN ŞEKİLLENECEK”

AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, WTTC’nin ortaya koyduğu küresel görünümün turizmin dünya ekonomisindeki stratejik konumunun giderek güçlendiğini gösterdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Turizmin 2026 yılında 12 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşmasının beklenmesi, sektörümüzün küresel ekonominin en güçlü büyüme alanlarından biri olmaya devam ettiğini gösteriyor. Ancak büyüyen pazar aynı zamanda çok daha güçlü bir rekabet anlamına geliyor.

Bugün İspanya’dan Suudi Arabistan’a, Çin’den Hindistan’a kadar birçok ülkenin turizmi uzun vadeli ekonomik kalkınma politikalarının merkezine yerleştirdiğini görüyoruz. Özellikle yatırım, ulaşım bağlantıları, yeni kaynak pazarların geliştirilmesi ve sezonun yıl geneline yayılması konusunda önemli bir yarış yaşanıyor.

Türkiye’nin güçlü konaklama altyapısı, hizmet kalitesi ve ürün çeşitliliği bu yarışta önemli avantajlarımız. Bundan sonraki aşamada hedefimizi yalnızca ziyaretçi sayısı üzerinden değil, ziyaretçi başına yarattığımız değer, turizm gelirinin bölgelere ve 12 aya yayılması ve yeni yüksek harcama potansiyeline sahip pazarlardaki gücümüz üzerindendeğerlendirmemiz gerekiyor.

Antalya açısından da önümüzdeki dönemin en önemli konusu, mevcut güçlü kitle turizmi kapasitemizi korurken gastronomi, spor, kültür, sağlık, kongre ve etkinlik turizmi gibi alanlarla destinasyonun değer zincirini genişletmek olacaktır. Küresel turizm büyümeye devam ediyor; bizim hedefimiz bu büyümeden daha fazla sayı değil, daha yüksek katma değer elde etmek olmalı.”

Paylaşın :

Diğer Haberler