Rusya pazarında yaz sezonunun ardından sonbahar dönemine ilişkin rezervasyonlar da güçlü seyrini sürdürüyor. Rusya Tur Operatörleri Birliği’nin (ATOR) açıkladığı verilere göre, ağustos sonu itibarıyla eylül ve ekim aylarına yönelik yurt dışı tur satışları geçen yılın aynı döneminin ortalama yüzde 4 üzerinde bulunuyor. Bazı tur operatörlerinde artışın yüzde 8’e kadar ulaştığı belirtiliyor.
Tur operatörlerinin eylül-ekim dönemi için ayırdığı kapasitenin yaklaşık yüzde 65’i şimdiden satılmış durumda. Eylül ayındaki doluluk yüzde 80’e ulaşırken, ekim ayı için satış oranı yüzde 50 seviyesinde. ATOR, sonbahar sezonunun tamamında Rusya çıkışlı yurt dışı seyahatlerde yaklaşık yüzde 7 büyüme bekliyor.
Türkiye yüzde 50 payla açık ara lider
Verilerin Türkiye açısından en dikkat çekici bölümü ise destinasyon tercihleri. Rus turistlerin eylül-ekim dönemindeki yurt dışı paket tur rezervasyonlarının yaklaşık yarısı Türkiye’ye yönelik.
Türkiye yüzde 50’ye yaklaşan pazar payıyla en yakın rakibi Mısır’ın yaklaşık üç katı büyüklüğünde bir hacme sahip. Mısır yüzde 17 ile ikinci sırada bulunurken, Vietnam yüzde 10, Tayland yüzde 6 ve Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 4 pay alıyor.
Türkiye’ye yönelik paket turlarda ortalama tatil süresi 9 gün, ortalama paket fiyatı ise 220–250 bin ruble seviyesinde bulunuyor.
Rusya’nın 2026 sonbahar tercihleri
| Destinasyon | Pazar payı | Ortalama kalış | Paket fiyatı |
|---|---|---|---|
| Türkiye | %50 | 9 gün | 220–250 bin RUB |
| Mısır | %17 | 9 gün | 200–230 bin RUB |
| Vietnam | %10 | 11 gün | 190–240 bin RUB |
| Tayland | %6 | 11 gün | 180–220 bin RUB |
| BAE | %4 | 8 gün | 180–230 bin RUB |
Türkiye liderliğini artan rekabete rağmen koruyor
Rusya pazarındaki tablo Türkiye açısından önemli bir başka gelişmeye de işaret ediyor. Asya destinasyonlarının hızlı büyümesine ve Rus turistin seçeneklerinin yeniden çeşitlenmesine rağmen Türkiye mevcut liderliğini koruyor.
Vietnam satışlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 ile yüzde 140 arasında, Çin satışlarının ise yüzde 100’e varan oranlarda artması, Rusya pazarında özellikle uzun mesafeli Asya destinasyonlarının yeniden güç kazandığını gösteriyor.
Buna rağmen Türkiye’nin toplam yurt dışı rezervasyonlarından yaklaşık yüzde 50 pay alması; erişilebilirlik, yüksek hava yolu kapasitesi, paket tur altyapısı ve güçlü ürün çeşitliliğinin Rusya pazarındaki belirleyici rolünün sürdüğünü ortaya koyuyor.
Antalya için sezonu ekim ayına taşıma fırsatı
Türkiye’nin Rusya pazarındaki güçlü konumu Antalya açısından ayrıca önem taşıyor. Eylül rezervasyonlarının yüzde 80 seviyesine ulaşmış olması yaz sezonunun ardından talebin keskin biçimde sona ermediğini gösterirken, ekim ayındaki yüzde 50’lik mevcut satış seviyesi de önümüzdeki haftalarda oluşabilecek son dakika rezervasyonları için önemli bir alan bulunduğuna işaret ediyor.
Bu görünüm Antalya açısından yalnızca ziyaretçi sayısı değil, sezonun uzatılması bakımından da değerlendirilmesi gereken bir fırsat oluşturuyor. Özellikle eylül ve ekim aylarında iklim avantajı, deniz-kum-güneş ürününün devam etmesi, spor, gastronomi, kültür ve doğa deneyimlerinin daha fazla öne çıkarılması Rusya pazarındaki talebin sezon geneline yayılmasına katkı sağlayabilir.
Kaan Kavaloğlu: “Asıl önemli gösterge talebin sonbahara taşınması”
AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu, Rusya pazarındaki gelişmeleri değerlendirerek şunları söyledi:
“Rusya, Antalya turizminin en önemli kaynak pazarlarından biri olmaya devam ediyor. Ancak açıklanan rakamlarda bizim açımızdan asıl dikkat çekici nokta yalnızca Türkiye’nin yüzde 50’ye yaklaşan payla lider olması değil, talebin eylül ve ekim aylarına güçlü biçimde taşınmasıdır. Eylül kontenjanlarının yüzde 80’inin şimdiden satılmış olması sezonun artık klasik yaz aylarıyla sınırlandırılamayacağını gösteriyor.
Antalya’nın iklimi ve turizm altyapısı ekim ayında da çok güçlü bir tatil ürünü sunuyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz mevcut ana pazarlarımızdaki gücümüzü korurken sezonu daha uzun bir döneme yaymak ve ziyaretçiye otelin dışında da daha fazla deneyim sunabilmek olmalı. Rusya pazarında Asya destinasyonlarının hızlı yükselişi rekabetin giderek çeşitlendiğini de gösteriyor. Bu nedenle Türkiye’nin bugünkü güçlü konumunu kalıcı hale getirmesi; fiyat rekabetinin ötesinde destinasyon deneyimi, hizmet kalitesi ve ürün çeşitliliği üzerinden mümkün olacaktır.”